Ana Sayfa Kuran Radyosu 6 Eylül 2021 81 Görüntüleme

Dr. Refiî ile “Uluslararası Hz. Hamza Konferansı” Hakkında Röportaj

Reklam Verin

Hz. Hamza’nın (a) şehadetinin yıldönümü münasebetiyle el-Mustafa Üniversitesi Türkiye Temsilciliği ve birçok uluslararası kurumun ortak katkılarıyla Şubat 2022 tarihinde, “Uluslararası Hz. Hamza Konferansı” düzenlenecektir.

Bu konferansın hali hazırda başkanlığını yürüten sayın Dr. Refiî ile bir röportaj yaptık. Bu faydalı röportajı sizlerle paylaşıyoruz:

Öncelikle bizleri kabul ettiğiniz için sizlere çok teşekkür ederiz. Sizlerin öncülüğünde Allah Rasülü’nün (s) bu çok kıymetli amcasını anmak için bir konferans düzenlenecek. Bu konuda izahat lütfeder misiniz?

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla. Dediğiniz gibi Hazret için “Uluslararası Seyyidu’ş-Şüheda Hz. Hamza (a) Konferansı” adında muazzam bir konferans düzenlemeyi hedefliyoruz. Daha önce ulusal ölçekte Hz. Hatice (s) konferansı düzenlemiştik. Aynı şekilde Hz. Ebu Talib Konferansı da gerçekleştirildi.

Hz. Hamza (a) KonferansıAllah izin verirse 2 Şubat 2022, yani Recep ayının başında düzenlenecektir. Makale gönderme süresi Ekim sonuna kadar. Tüm araştırmacıları, alimleri, üniversite hocaları ve tarihe ilgi duyanları bu konferansa iştirak etmeye davet ediyorum.

Bu konferans Camiatu’l-Mustafati’l-Âlemiyye ve işbirliği yaptığımız diğer merkezlerin desteğiyle düzenlendi. Organizasyonun asıl sahibi Camiatu’l-Mustafa ve bendenizin de sorumluluk üstlendiği Tarih Kampüsüdür. Eli kalem tutan tüm dostlardan çalışmaya başlamalarını rica ediyorum. Makalelerini Ekim sonuna kadar Konferans sekreteryasına gönderebilirler. Konferansın icrasının sorumluluğu bu fakirde. Konuyla ilgili Merceleri ziyaret ettik. Çalışma aziz Rehber’e de sunuldu. Umarım kalıcı bir iş olur.

Size göre Hz. Hamza’yı (a) tanıtmak için kaç eksenden istifade edilebilir?

Hz. Hamza’yı (a) tanıtmak için üç ekseni kullanabiliriz.

Birinci eksen Kur’an’dır. Hazret’i tanıtmak için kullanacağımız ikinci eksen Allah Rasülü (s) ve Ehl-i Beytidir. Yani Masumların (a) bu şahsiyet hakkında ne buyurduklarına bakmalıyız. Üçüncü eksen kendisinin hayat tarzı ve davranışlarıdır.

Yani bu üç kanaldan Hz. Hamza’ya (a) ve şahsiyetine ulaşabiliriz.

Birinci eksen kapsamlı olduğundan sadece değineceğim. Kur’an-ı Kerim’de, Masum İmam veya rivayetlerin Hz. Hamza hakkında nazil olduğunu ya da örneklerinden birinin Hazret olduğunu belirttiği bazı ayetler var.

Biliyorsunuz, bir ayet doğrudan bir şahsiyet hakkında olabilir. Mesela “Bugün dininizi kemale erdirdim” ayetinin Emirulmü’minin (a) hakkında olması gibi. Yine bir ayet daha kapsamlı olabilir ve işaret ettiği örneklerden biri o şahıstır.

Üç ayeti hatırlatacağım. Sad suresi 28. ayette Kur’an şöyle buyuruyor:

“İman eden ve güzel ameller işleyenleri yeryüzünde fesat çıkaran (imansız) kimseler gibi mi farzedeceğimizi sanıyorsunuz?”

Kur’an kültüründe pek çok yerde soru, cevap ve mukayese bulunduğunu biliyorsunuz. Bir rivayette İbn Abbas, büyük ihtimal Emirulmü’minin’den (a) nakille şöyle diyor: “Ayetin başındaki müminlerden kasıt üç kişidir: Ali, Hamza ve Ubeyde. Müfsitlerden kasıt da üç kişidir: Utbe, Şeybe ve Velid.”

 Elbette ki ayet hâlâ devam ediyor ve onu günümüzdeki müfsitler ve müminlere de uygulayabiliriz. Mesela şehit Süleymanî veya İmam Humeynî (rh) habis Netanyahu ile bir midir? Herkes “Hayır, bir değiller” diyecektir.

Yani günümüzde de her mümini her müfsitle karşılaştırabilirsiniz. Yahut bu ayete göre acaba Eba Abdillah (a) ve yârânı düşman ordusuyla eşit midir? Ayetin kapsamı geniştir. Bir diğer ayette şöyle buyurulur:

“İki grup Allah, tevhidin konuları ve inanç hakkında savaşa tutuştu.” (Hac 19).

İki grup Allah hakkında savaşa tutuştuğu ve çatışmaya girdiğinde doğal olarak bir grup haktır, diğer grup da bâtıl. Mecmeu’l-Beyan’da Masum’dan rivayette şöyle buyurulur:

“Bunlar altı kişidir. Üç kişi mümin ve üç kişi de kâfirdir.”

Hazret bu altı kişinin Bedir’de karşı karşıya gelen kimseler olduğunu söyledi ve sonra izah etti:

 “Utbe’yi öldüren Hamza onlardan biriydi. Emirulmü’minin (a) Velid’i öldürdü. Ubeyde de Şeybe’yi öldürdü.”

Bir diğer ayet, Emirulmü’minin’in (a) okurken ağladığının nakledildiği Ahzab 23’tür. Şöyle buyurulur:

“Mü’minlerden öyle erler vardır ki, Allah’a verdikleri söze sadık kaldılar. Onlardan kimi adağını yerine getirdi, kimi de beklemektedir.”

El-Burhan tefsirinde Emirulmü’minin’in (a) şöyle dediği nakledilmiştir: “Ben Allah ve Rasülü (s) ile muahede yaptım. Ahitte bulunan dört kişiydik. Ben, amcam Hamza ve kardeşim Cafer ve Ubeyde.” Sonra Hazret şöyle  buyurdu, “Bunlardan üçü ahdini yerine getirdi ve şehit oldu. Bense bekleyenim. Hiçbir şekilde düşüncemi değiştirmeyeceğim.”

Bu, Hamza’nın makamını göstermektedir. Ondan fazla ayet arasında bu üç ayeti seçtim. Gördüğünüz gibi her halükârda Seyyidu’ş-Şüheda Hamza’nın (a) adı doğrudan veya dolaylı olarak Masum İmam tarafından bazı ayetlerin tefsirinde konu edilmiştir.

Hz. Hamza (a) hakkında nakledilmiş bazı rivayetlere de özetle değinebilir misiniz?

Hz. Hamza (a) hakkında çok rivayet gelmiştir. Bunların arasında şu rivayet var mesela:

“Allah’ın arşında şöyle yazılmıştır: Hamza Allah’ın arslanıdır, Rasülünün arslanıdır ve şehitlerin efendisidir.”

 İmam Hüseyin (a) hakkında da “Hüseyin hidayet ışığı ve kurtuluş gemisidir.” denmiştir. Bu rivayet Peygamber-i Ekrem’den (s) nakledilmiştir.

Başka bir rivayette de şöyle nakledilmiştir:

Allah birisine evlat verdi. Peygamber-i Ekrem’in (s) yanına geldi ve dedi ki: “Allah bana bir oğul verdi. Sizce adını ne koyayım?” Hazret buyurdu ki: “Benim için en güzel isim Hamza’dır. Ona Hamza adını ver.”

Bir diğer rivayette şöyle buyurulmuştur:

“En sevdiğim kardeşim Ali b. Ebi Talib’tir. En sevdiğim amcam da Hamza’dır.”

Yine bir rivayette şöyle buyurmuştur:

 “Kıyamet günü insanlar yaya olarak mahşere gelecek. Fakat dört kişi süvaridir. Biri Burak üzerinde Peygamber (s), diğeri kızıl deve üzerinde Allah ve Rasülünün arslanı Hamza, cennetten deve üstünde de Ali b. Ebi Talib ve Zehra.”

Bunlar Peygamber’den (s) nakledilmiş rivayetlerdir. İmamlar da (a) iftihar ettikleri isimleri sayarken bunlardan biri daima Hz. Hamza olmuştur.

Emirulmü’minin’in (a), Nehcu’l-Belağa’da Muaviye’ye yazdığı mektuplarından birinde iftiharlarını sayarken “Şehitlerin efendisi Hamza bizdendir.” der.

İmam Seccad (a) Şam minberinde konuşma yapıyordu. Şöyle buyurdu:

“Bizim iftiharlarımız ve şahsiyetlerimiz var. Yedi şahsiyet bizdendir. O şahsiyetlerden biri de Seyyidu’ş-Şüheda Hamza’dır.”

İmam Hüseyin (a) Aşura günü şöyle buyurmuştu: “Amcamın Hamza olduğunu bilmiyor musunuz?” Yani Hamza bir çok yönü kendinde toplayan biriydi. İmamlar (a) onu özel bir şahsiyet olarak takdim etmiştir. Emirulmü’minin’in (a) Sakife’den çıktığında dedi ki: “Olmaması gerekenler oldu. Ğadir unutuldu.” Konuşmanın bir yerinde şöyle geçiyor:

“Hamza nerede? Cafer nerede? Eğer burada olsalardı bu başıma gelenler yaşanamazdı.”

Hz. Hamza’nın (a) şahsiyetinden bazı noktaları anlatabilir misiniz?

Hz. Hamza, Peygamber-i Ekrem’den (s) birkaç yaş büyüktü. Fakat Peygamber’i (s) emziren aynı sütanneden emmişti. Bu yönüyle Peygamber’le (s) sütkardeştiler.

Hazretin cesur, misafirperver, çok cömert bir şahsiyeti var. Ava giderdi. Cesur biriydi. Ava gittiği bir defasında döndüğünde Ebu Cehil’in Peygamber’e (s) eziyet ettiğini söylediler. Hamza çok rahatsız oldu. Ebu Cehil’in başına vurdu ve onu yaraladı. Dedi ki: “Yeğenime zorbalık yapıyormuşsun. Şu andan itibaren karşında beni bulacaksın.” Ebu Cehil “Sen de mi Müslüman oldun?” dedi. Hamza cevap verdi: “Evet. Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in onun rasülü olduğuna şehadet ederim.” İmanını açıklayıp Müslüman oldu. Peygamber (s) buna çok sevindi. Peygamber’in (s) arkasında durdu. Bir amcası Ebu Talib, bir amcası da şehitlerin efendisi Hamza. Ebu Talib başka bir şekilde çaba gösteriyordu. Birleştirici olarak yaşananları engellemek istiyordu. Hamza ise son derece rahat biçimde müşriklerin karşısına dikiliyordu. Hamza’nın İslam’a girdiği günden itibaren Peygamber (s) belli bir güç elde etti ve motive oldu. Artık daha az itirazla karşılaşıyordu. Gece yarısı Peygamber’e (s) suikast düzenleme kararı almalarının sebebi Hamza’nın Müslüman olmasıydı.

Hazret’in en önemli vasıf ve özellikleri nelerdir?

Hz. Hamza’nın (a) en önemli özelliği cesaretiydi. Rivayette geçtiğine göre Bedir savaşında birisi esir alındı. Esirler getirildiğinde içlerinden biri Hamza’ya baktı ve dedi ki: “Başımıza gelen her iş onun gelmesi nedeniyle.” Yani teçhizatımızı darmadağın edip işe yaramaz hale getirdi. Evet, Bedir savaşının kaderini belirleyen Hazret ve Emirulmü’minin’in (a) idi. Bedir şehitleri o kadar önemlidir ki Hz. Ebu’l-Fazl’ın (a) ziyaretnamesinde onun İmam Hüseyin’e (a) göre konumu, Hamza’nın Peygamber’e (s) göre konumuna benzetiliyor. Tıpkı Hz. Abbas’ın (a) salih kul olması gibi, Hamza da hiçbir eleştiride bulunmayıp görüş bildirmeksizin tam teslimiyetle Peygamber’e (s) bağlanmıştır. Peygamber’den (s) büyük ve amcası olmasına rağmen.

Bu nedenle Peygamber-i Ekrem (s) şöyle buyurmuştur: “Birisi beni ziyarete gelir ama Hamza’yı ziyaret etmezse bana eziyet etmiştir.”  Çünkü “Bana göre isimlerin en güzeli ve en sevdiğim amcam Hamza’dır.” demişti. Sadıka-i Tâhire’nin (s) Peygamber’in (s) rıhletinden sonra ağlamak için seçtiği yerlerden biri Hamza’nın kabriydi. İlk tesbihi Hamza’nın kabrinden yaptı. Bizzat Peygamber (s) Hamza’nın kabrine düzenli olarak gelirdi. Ashaptan biri buraya neden bu kadar çok geldiğine itiraz edince, “Kıyamete kadar bunlara selam gönderirse Uhud şehitlerinin makamının bu olduğu cevabı verilecek.” buyurdu.

Şehitlerin efendisi Hamza’nın şehit olduğunda “Umare” adında bir kızı vardı. O sırada Mekke’deydi. Hz. Hamza ise Medine’de şehit oldu. Kızı, annesiyle Mekke’deydi. İşitmişsinizdir, Peygamber (s) Hamza için ağlanmamasını istedi. Çünkü kızı ve ailesi Mekke’deydi. Hz. Hamza şehit oldu ve altıncı yılda Hudeybiye anlaşması yapıldı. Peygamber (s) umre için geldiği ve gerçekleştiremediğinde barış anlaşması imzaladı. Kararlaştırıldığı gibi de geri döndü. Emirulmü’minin (a), Peygamber-i Ekrem’e (s) Hamza’nın kızını ve ailesini beraberlerinde Medine’ye götürmek istediğini söyledi. Sonuçta çok sevdiği amcasını yadigarıydı ve onların yanında olmalıydı. Peygamber (s) kabul etti ve Hamza’nın kızı onunla birlikte Medine’ye geldi. Fakat bu kızın bakımını kimin üstlendiği konusunda ihtilaf var. Emirulmü’minin (a) onun bakımını üstlenmeyi kabul ettiğini söyledi. Cafer b. Ebi Talib ve Zeyd b. Hârise de bu göreve talip oldu. Sizce bu üç kişinin Umare için böyle davranmasına sebep olan neydi?  Tabii ki Hz. Hamza nedeniyle idi. Çünkü bu kız Hz. Hamza’nın yadigarıydı. Hz. Hamza’ya hissettikleri borçtu. Hulasa Peygamber (s) Zeyd b. Hârise’yi geri çekilmeye ikna etti. Hz. Ali’yi de ikna etti. Kızı Cafer b. Ebi Talib’in himayesine verdi. O da sonra Mute’de şehit oldu.

Cafer ve Hamza adı çok yerde birlikte geçer. Bunlar İmamların (a) hep iftihar ettiği kişilerdir. Cafer-i Tayyar ve Hamza-i Seyyidu’ş-Şüheda, İmamların (a) dilinden çokça dökülmüş lafızlardır.

Hz. Hamza çok cesurdu. Bedir’de meydana üç kişi çıktı. İki kardeş ve bir oğul. Yani Utbe ve kardeşi Şeybe, bir de oğlu Velid. İslam ordusunun üstüne yürüdüler. Eski savaşlar göğüs göğüse olurdu. Dediler ki, “Ey Muhammed, bize denk olanları gönder. Üç tane sıradan adamı gönderme. Bizim şanımıza uygun üç kişiyi gönder.” Peygamber (s) Hz. Emirulü’minin (a), Hamza ve Ubeyde’yi gönderdi. Düşmandan üç kişi de öldürüldü. Müslümanlardan Allahu Ekber sesi yükseld. Bedir savaşı zafer kazanılan savaş oldu. Allah Kur’an’da şöyle buyurur:

 “Attığında sen atmadın, Allah attı.” (Enfal 17).

Fakat Uhud savaşında Hz. Hamza, tanınmak için sarığına devekuşu tüyü takmıştı. Katili de bu yolla onu tanıdı zaten ve uzaktan mızrakla onu vurdu.

Hz. Hamza (a) Uhud’da müşriklerden otuz kişiyi öldürdü. Çok cesurdu. Peygamber (s), Hamza’nın katili Vahşi’ye sordu: “Amcamı nasıl öldürebildin? O cengaver biriydi.” Dedi ki: “Siz sorduğunuz için cevap vereceğim. Arkasında tüy bulunan bir mızrağım vardı. Yani uzak mesafeden vurabiliyordu. Bir yere gidip pusuya yattım. Sadece onu öldürmekle görevliydim. Etrafı sakinleştiği bir sırada uzaktan onu vurdum.”

Şehit olduğunda tehlikeli bir ortam meydana gelmişti. Peygamber (s) yaralanmış ve dağda bir kovuğa sığınmıştı. Dişi kırılmıştı ve tehlike altındaydı. Hatta Peygamber’in (s) öldürüldüğü söylentisi yayılmıştı. Peygamber (s) birisine gidip amcasından haber getirmesini söyledi. Gitti, şehit olduğunu ve parça parça edildiğini gördü. Geri dönmedi. Peygamber (s), Emirulmü’minin’e (a) gitmesini söyledi. Gitti. O hali görünce nasıl dönüp haber versin. Orada kaldı. Peygamber (s) durumu anladı. Ali geri dönmediğine göre bir haber var demekti. Kendisi gitti. Hamza’nın naaşının yanına vardığında dedi ki: “Amcacığım, hiçbir yer bana bu kadar acı vermedi.” İmam Seccad (a) der ki: Üç gün bizim için çok acı vericidir. Babamın amcası Hamza’nın şehadeti, amcam Cafer’in şehadeti ve babam Eba Abdillah el-Hüseyin’in (a) şehadeti. Seninki gibi bir gün yoktur ey Eba Abdillah. Onun yeri özeldir.

Safiye kardeşiydi. Peygamber (s) oturuyorken kız kardeşi Safiye’nin geldiğini söylediler. Peygamber (s) kanlı naaşını görmesin diye hemen abasını bedenin üstüne örttü. Zübeyir’e dedi ki “Annene söyle gelmesin.” Ama geldi. Hamza’nın kanlı ayaklarının bir kısmı açıktaydı. Peygamber (s) çalı çırpıyla örtmeye çalıştı. Fatıma (s) Safiye’den önce gelmiş ve bedenin diğer tarafına oturmuştu. İkisi de ağlıyordu. Hz. Hamza’nın nasıl bir makamda olduğuna bakın. Ağlayanlardan biri Peygamber (s), diğeri Fatıma-i Zehra (s).

Yetmiş şehit vardı. Namaz kılmaya hazırlandılar. Peygamber (s) önce Hamza’nın bedenini koydu ve namaz kıldı. İkinci şehidi getirdiler. Onu Hamza’nın yanına koydu ve namaz kıldı. Üçüncüyü Hamza’nın diğer yanına derken böylece Hamza’nın naaşına yetmiş namaz kılınmış oldu. Bu da onun azametini gösteriyor.

Hendek savaşında yaralanıp sonra şehit olan Sa’d b. Muaz anlatıyor: Medine’ye geldim. Peygamber’in (s) üzgün olduğunu gördüm. Sebebini sordum. “Amcam Hamza’nın evinde ağlayanı yok” dedi. Hemen koştum, sahabeden iki veya üç kişiye seslendim. “Çabuk, bütün evlere gidin ve deyin ki, matem bitti, Medine’nin tüm kadınları Hamza’nın evine gelsin ve Hamza için matem tutsunlar.”

Yetmiş şehit vardı. Onlar da az şehit değildi. Mesela Hanzala vardı. Amr b. Cemuh ve oğulları vardı. Çok şehit vardı. Buna rağmen herkes yası bırakıp Hamza’nın evine geldi.

Anlattığınız bu tarihten Hazret’in şahsiyeti konusunda hangi noktaları çıkarabilirsiniz?

Hz. Hamza (a) ile ilgili aktardığım bu tarihten sonuç itibariyle birkaç kısa nokta çıkartılabilir:

Biri şu ki, eğer birisi din, İslam ve Allah’ı müdafaa ediyorsa azizdir.

 “Dilediğini aziz ve üstün kılar, dilediğini de zelil ve aşağılık.” (Âli İmran 26).

Kendisini görmedi, ama İmama ve Peygambere tabi oldu. Kahramanlık hamaseti yapmıyoruz, bu kıssalardan ders çıkarmaya çalışıyoruz. Bugün de velayetin harimini ve dinin harimini savunanlar azizdir. Çünkü Allah söz vermiştir. Bakın Allah, Hz. Hamza’yı ve kabrini nasıl yüceltti. Kim Allah’ı ve Allah’ın dinini savunursa Allah ona yardım edecektir.

Siz Allah’a yardım ederseniz Allah da size yardım eder.”, Muhammed 7.

Diğer bir nokta, Hz. Hamza’nı zulme karşı mücadelesi ve düşmandan korkmamasıdır. Bugün de düşman her tarafımızı sarmış durumda. Defalarca dedik ki kimseyle savaşmanın peşinde değiliz. Ama eğer birisi başımıza savaş belasını sararsa korkmayız ve dimdik savunmamızı yaparız.

Günümüzde de Hz. Hamza’nın tarzını hatırlatıyoruz. Düşman karşısında sağlam durmazsak düşman öne fırlar. Düşman asla sevilmeyecek.

“Ey inananlar, düşmanlarımı ve düşmanlarınızı dost edinip onları sevmeyin” (Mümtehine 1).

Dikkat buyurun, ben çatışmaya girin demiyorum. Hayır. İslam’da insanın hayatını yaşaması ve iletişim içinde olması esastır. Ama eğer birisi kalkar zorbalık yaparsa biz de zorbalığı kabul edemeyiz.

Bir diğer nokta da, o cesaret, himaye ve konumuyla Hamza gibi bir şahsiyete bakan birisinin sıla-i rahim, hayır işleri, misafirperverlik, cömertlik gibi konulardan habersiz olamayacağıdır. Siyasi bir insanın cesaretli ve savaşçı olması, bu işlere gömülüp kalması doğru olmaz. Aksine merhameti de olgunlaşmış olmalıdır.

Son nokta da şudur ki, Hamza daima yad edilen ve hayırlı makamı anılan biridir. Emirulmü’minin (a) ve Masumlar (a) onun adını hep zikretmiştir. İmam Hüseyin ve İmam Seccad gibi bir insan Hz. Hamza’yı neden iftiharları arasında zikrettiler. İmam Sadık (a) neden “Amcacığım Abbas’ın haremine gidin ve ey salih kul, sana selam olsun deyin.” buyuruyor. Hz. Hamza da salih kulun örneğidir. Öyleyse insan Masum İmamın (a) övgüsüne mazhar olacak makama erişebilir. Velayeti kabul etmesi Hz. Hamza, Hz. Hatice, Ebu Talib, Hz. Abbas, Zeyneb-i Kübra (selamullahi aleyhim) gibi şahsiyetlerin başarısının sırrıdır.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | Ozakajans.com